Feature news

sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Diş hassasiyeti canınızı sıkmasın

Oldukça rahatsız edici olan diş hassasiyeti sıcak yada soğuk bir şeyler içerken, tatlı yerken hatta soğuk havalar da ağzınızdan alınan nefes ile bile hissedilebilir. Diş Hekimi Onur Öztürk diş hassasiyetinin dişin altındaki tabakasının zarar görmesi, dişi kaplayan diş eti çekilmesi gibi farklı sebeplerden meydana gelebileceğini belirtiyor ve bize bu nedenleri sırası ile açıklıyor; Hassasiyete neden olan faktörler;

1. Asitli yiyecek ve içecekler; Asitli yiyecek ya da içeceklerin düzenli olarak tüketilmesi dişin minesini aşındırır ve dişlerde hassasiyet oluşmasına neden olur. Bu durumdan şikayetçi olmamak için asitli yiyecekleri sınırlı sayıda tüketmek gerekir.

2. Yaş; Dişlerde hissedilen hassasiyet genelde 25-30 yaşlarındaki kişilerde görülür.

3. Yanlış diş fırçası kullanımı; Diş ve diş eti yapıları kişiler arasında farklılık gösterir. Bu nedenle üreticiler birbirinden farklı diş fırçaları üretirler. Eğer hassas dişleriniz varsa ve sert diş fırçası kullanıyorsanız dişlerinize zarar verme olasılığınız çok yüksektir. Bu konuda diş hekiminizin tavsiyesine başvurun.

4. Çok sert diş fırçalamak; Yanlış diş fırçası kullanımının yanı sıra çok sert diş fırçalama da dişlere zarar verir. Bazı kişiler dişlerini daha sert bir şekilde fırçalayarak daha iyi temizlediklerini ya da dişlerinin daha beyaz olacağını zannederler. Oysa bu diş ve diş etlerine zarar vermekten başka bir işe yaramaz.

5. Diş gıcırdatma ve sıkma; Dişlerini sıkan ya da gıcırdatan kişilerde diş hassasiyetinin görülmesi çok yaygın bir durumdur.

6. Diş eti hastalığı; Diş eti hastalığı olan bireylerde de genelde diş hassasiyeti görülür. Bunun nedeni diş köklerinin diş eti çekilmesi sebebiyle korumasız kalmasıdır.

Sizin yapabilecekleriniz;
1. Dişlerinizi sizin için uygun olan diş fırçası ile nazikçe fırçalayın.
2. Tükettiğiniz gıdalara biraz daha dikkat edin. Asitli yiyecek ve içecekleri daha az tercih edin ya da pipetle içmeyi tercih edin.
3. Diş gıcırdatmanız varsa tedavi olun. Eğer uyurken diş gıcırdattığınızı çevrenizdekiler fark edip sizi uyarıyorlarsa en kısa zamanda diş hekiminizden randevu alın. Bu durumda diş hekiminiz size uygun koruyucu bir gece plağı yapar ve bunu yatarken kullanmanızı ister. Böylece uykunuzda yapacağınız sıkma veya gıcırdatma ile dişlerinize zarar vermemiş olursunuz
4. Diş hassasiyetine karşı üretilen diş macunlarını tercih edin. Aldığınız önlemlere rağmen dişinizde belirgin bir hassasiyet varsa diş hekiminizi ziyaret edin ve bunu onunla paylaşın. Bu durumun arkasında çürük v.b bir sebep olabilir. En iyi tedavi
Learn more »

Saç Ekimi ve Saç Sağlığı

Saç Mezoterepisinde Kullanılan İlaçlar
İntravenöz, intramüsküler, subkutan, intradermal uygulanabilen ilaçların hepsi mezoterapide kullanılabilir. İçerisinde propilen glikol hariç yağlı maddelerden hazırlanan ilaçlar mezoterapide kullanılamaz. 
Mezoterapide doğru ve güvenilir ürünlerin seçimine gereken önem verilmelidir. İlaçları ve kombinasyonlarını seçerken aşağıdaki maddelere uyulması gereklidir.
Kullanılan İlaçlarda Nelere Dikkat Edilmelidir?
Bu ilaçların özelliklerini içinde olması gerekenler ile olmaması gerekenleri bilmemiz gereklidir. Bunun için nelere dikkat etmemiz gerekğini aşağıdaki gibi açıklayabilirim:
Mezoterapi ilacında uyulması gerekli özellikler nelerdir?
• Hidrosolubl olmalıdır.
• Yağlı bir solüsyon olmamalıdır.
• Uygun bir PH da ve izotonik olmalıdır. (pH 5.55)
• Subepidermal seviyede tolere edilebilmelidir.
• Allerjen olmamalıdır.
• Fiziksel ve kimyasal oarak uygun olmalıdır.
• Etkisi ve yan etkisi tanımlanmış olmalıdır.
• Sinerjik etkili olmalıdır.
• Birbirlerinin etkilerini azaltmamalıdır.
İlaçta Olan Bileşenlerin Görevleri Nelerdir?
• Prokain: Lokal anestetiktir. Damar genişelticie tkisi vardır. Suda eriyebilir. Mezoterapide kullaılan diğer ilaçların emilimini arttırır. % 1 ve %2 lik formları mevcuttur.
• Fonzilan (Buflomedil): Damar genişletici etkisi vardır. Özellikle sigara içenlerde yararlı olur.
• X-ADN : Soman sütünden elde edilen insan DNA’sına çok benzeyen bir DNA’dır. İçeriğinde B vitamini kompleksi bulunmaktadır. Damarsal ve hücresel etki gösterir. Güçlü bir nemlendiricidir. Mikrokan dolaşımını arttırır. Güneş ışığı sigara e oksidatif stresler sonucunda oluşan doku hasarlarında, dokuyu yenileyici etkisi vardır. Vitamin E ile sinerjik etki gösterir.
• Konjonktil (organik silisyum) : Antioksidandır. Kolajen ve elastin dokunun rejenerasyonunu sağlar.
• Gingko biloba: Doku yenilemesi için kullanılır. Serbest radikallerin üretimini azaltarak antioksidan etki yapar.
• B1 VİTAMİNİ ( TİAMİN) : Mikrosirkülasyonu arttırır. 
• B2 VİTAMİNİ ( NİKOTİNİK ASİT): Dokunun oksijen kullanımını ayarlar.
• B3 VİTAMİNİ ( NİKOTİNİK ASİT) :Hücrelerde enerji salınımını düzenler ve kan dolaşımını artırır.
• B5 (PANTOTENİK ASİT) : Epitelizandır. Sağlıklı deri oluşumunda yardımcıdır. Saçların grileşmesini önler. 
• B6 (PRİDOKSİN): Bağışıklık sistemi için yardımcıdır.
• B7 (BİOTİN) 
• VİTAMİN C : antioksidan etkilidir.
• VİTAMİN E : antioksidan etkilidir.
• GLİKOZAMİNOGLİKANLAR: Kolejen dokuyu destekler. 
• MİNOKSİDİL: Lokal damar genişletici etkisi vardır. Kılın anagen faz süresi uzatır. Kıl folikülünde yer alan hücrelerde çoğalma yapar. Dermiste androjen metabolizmasını değiştirir.
• FİNASTERİD: 5 Alfa redüktaz enzimi bloke eder. Testesteronun dihidrotestesterona dönüşümünü engeller.
• DUTASTERİD : Finasterid gibi etki eder.
Learn more »

Astım krizinin sebepleri


Alerjik astım giderek artıyor. Hava kirliliği, trafiğe çıkan yeni araçlarla artan egzoz dumanı, ofis ortamlarındaki klimalar, yer döşemelerinde kullanılan halılar,..
Alerjik astım giderek artıyor. Hava kirliliği, trafiğe çıkan yeni araçlarla artan egzoz dumanı, ofis ortamlarındaki klimalar, yer döşemelerinde kullanılan halılar, bilgisayar tozları, fast food ağırlıklı beslenme şekilleri ise bu durumun en önemli nedenlerinden. Astım alerjik bünyeli kişilerde birçok faktörle tetiklenmekle birlikte; altta yatan reflü sorunu krizleri artırıyor ve uzun süreli öksürüklere neden oluyor. Uzmanlar, astımlı bir hastada reflü varsa astım şikayetlerini kontrol altına almanın zor olduğunu ve mutlaka reflü tedavisi gerektiğinin altını çiziyor. Uz. Dr. Füsun Soysal, reflü hastalığının astım krizlerine nasıl etki ettiği konusunda bilgi verdi.
Geçmeyen öksürüğü dikkate alın
Astım hastalarında reflü sıklığı; % 35 ila % 90’dır. Astımlılarda ortalama % 82 oranında reflü şikayeti vardır. Reflü, inatçı öksürüklere de neden olmaktadır. Kronik olarak öksüren hastaların % 10 ila % 40’ını, reflü hastalar oluşturmaktadır.
Reflü, sessizce seyredebilir ve hastada bir şikayete yol açmayabilir. Bu durumda, geçmeyen öksürük dikkate alınmalı ve astımlı hastada reflü varlığı araştırılmadır.
Reflü, yemek borusunun alt ucunda mide içeriğinin yemek borusuna geçişini engelleyen kapak mekanizmasının bozulması nedeniyle, mide asidinin yemek borusuna geri kaçmasıdır. Mide asidi yukarı çıktığında, alerjik astımı olan kişilerde özellikle gece yatarken bronşlarda kasılmaya, astım krizlerine ve kronik öksürüklere neden olabilir.
Reflünüz varsa astım krizi geçirebilirsiniz! 
Öksürük, nefes darlığı, gece uykudan uyandıran bronş kasılmaları alerjik astım hastalarında görülen en önemli semptomlardır. Bu hastalarda astım tedavisine rağmen şikayetlerde bir düzelme olmuyorsa, hastanın öksürüğü dirençli bir şekilde sürüyorsa, gece yattığında nefes darlığı nöbetleri devam ediyorsa, bunun altında yatan bir reflü sorunu akla gelmelidir. Çünkü alerjik astım tedavisi uygulansa bile hastanın tedavi edilmemiş bir reflü sorunu varsa, yemek borusuna kaçan mide asidi sürekli olarak bronşları uyaracak ve bu uyarı sonucunda da alerjik astım krizi kontrol edilemez hale gelecektir.
Tedaviye dirençli astım vakalarında mutlaka reflü olasılığı göz önüne alınmalı ve gerekirse bir endoskopiyle reflü sorunu olup olmadığı tespit edilmelidir.
Astım hastaları sessiz reflüye dikkat etmeli!
Reflü bazen hastada herhangi bir şikayete yol açmaz. Hasta herhangi bir sorun yaşamaz ancak astım krizleri de sessiz reflü nedeniyle kontrol altına alınamayabilir. Bu durumda en önemli bulgu, öksürüktür. Uzun süreli (1 aydan fazla süren) öksürüklerde mutlaka altta yatan reflü ihtimalinin değerlendirilmesi gerekir. Reflü tedavisi yapıldıktan sonra astım krizleri kontrol altına alınabilir.
Astımlıların % 82’sinde reflü sorunu var!
Astım ve reflü, kısırdöngü içerisinde olan iki hastalıktır. Reflü, mevsimsel beslenme alışkanlıkları ile tetiklenebilen ve ortaya çıktığında da alerjik bünyeli kişilerde alerjik astım krizlerine yol açmaktadır. Özellikle bahar aylarında, çiğ sebze ve meyve tüketiminin artması nedeniyle reflü şikayetleri artmakta, reflü de hastada astım krizlerini tetiklemektedir. Özellikle bahar aylarında polenlerin etkisi ile artan alerji şikayetleri, reflü sorunu nedeniyle kontrol edilemez duruma gelebilmektedir. Astımlılarda reflü sorunlarının sıklığı; % 35 ila % 90’dır. Astım ortalama hastalarının % 82’sinde reflü saptanmıştır.
Kronik olarak öksüren hastaların % 10 ila % 40’ı reflü hastalarından oluşmaktadır.
Astımlılar soğuk alerjisi tehdidi ile karşı karşıya!
Bazı hastalar, hiçbir dönemde alerjik şikayetleri olmadığı halde havaların soğuması ile alerjik astım krizleri geçirebilmektedir. Soğuktan etkilenen hastalar havalar ısındığında bu şikayetlerinden kurtulabilir. Bu durum, “soğuk alerjisi”dir. Soğuk, bronşların kasılmasına ve astım krizlerine neden olmaktadır. Bu nedenle soğuk havalarda burun ve ağız korunmalı, bir atkı ya da bir şalla soğuk havanın özellikle ağızdan girmesi engellenmelidir. Soğuk hava direkt ağızdan girdiğinde direkt olarak bronşlara inmekte ve kasılmalara neden olmaktadır. Soğuk, solunum yollarının direncini de kırdığı için enfeksiyonlara zemin hazırlar. Havalar soğumaya başladığında alerjik kişilerin hem astım krizleri tetiklenir hem de enfeksiyonlara meyilleri artar.
Alerjik astımı olanlar günde 3 litre ılık su içmeli
Alerjik bünyeli kişiler, günlük yeterli sıvı alımına dikkat etmelidir. Günde 2.5-3 litre su içmeleri gerekir. ancak su kesinlikle soğuk olmamalı, oda sıcaklığında ya da ılık olarak tüketilmelidir. Bu sayede hem bronşların kuruması, hem de su soğuk etkisi yaratmayacağı için kasılması engellenecektir.
Astım hastalarının kendilerini hava değişimlerinden korumaları da çok önemlidir. Çok sıcak bir ortamdan çıktıktan sonra direkt soğuk bir ortama girdiğinde bronşlar daha hızlı bir şekilde kasılmaktadır. Bu nedenle sıcaktan soğuk ortama çıkıldığında, ağız ve burun korunmalıdır. Plazalarda çalışanlar bu risk ile karşı karşıya olduğu için merkezi ısıtma sistemi olan ortamlarda çalışanların özellikle dikkatli olması gerekir.
Learn more »

Baş ağrısının 11 sorumlusu


Amerikan kadın sağlığı dergisi Health birçok kişinin korkulu rüyası baş ağrısının nedenlerini açıkladı. İşte ünlü uzmanlar ve konu üzerine gerçekleştirilmiş araştırmalar yardımıyla derlenen 11 neden:
Amerikan kadın sağlığı dergisi Health birçok kişinin korkulu rüyası baş ağrısının nedenlerini açıkladı. İşte ünlü uzmanlar ve konu üzerine gerçekleştirilmiş araştırmalar yardımıyla derlenen 11 neden:
1- Kilonuz: “Vücut kitle indeksi” 30 olan, yani kilolu insanların baş ağrısına yakalanma riski, indeksi daha düşük olanlara göre yüzde 35 daha fazladır.
2- Kişiliğiniz: Katı, ihtiyatlı ve takıntılı biriyseniz bu baş ağrısına neden olabilir. Bu kişiler gevşetmek içinsık sık egzersiz uygulamalı.
3- Seks: Baş ağrısı sorunu yaşayanların yüzde 46’sı, rahatsızlıklarının seks sırasında başladığını söylüyor. Uzmanlara göre bunun sağlık için zararı yok.
4- Tatil: Hafta sonu tatilleri veya daha uzun süreli izinlerin rutin uyku düzenini bozdukları için baş ağrısına neden olabiliyor.
5- Boya kokusu: Ev duvarlarındaki boyalardan gelen ve farkında olmadan soluduğumuz kokular da baş ağrısı nedeni olabiliyor.
Learn more »

Bayanlar Nasıl Daha Hızlı Yağ Yakabilir ?


Kadınlarda yağ yakımının erkeklere göre daha zor olduğunu duymuşsunuzdur ya da farkına varmışsınızdır. Kadın ve erkek hormonları arasındaki farklar kesinlikle yağ yakımı işlemleriyle birlikte vücuttaki yağ deposu paternlerinde farklılığa yol açmaktadır. Ama en büyük sebep hormonsal meseleler değildir, neredeyse bütün kadınların gözden kaçırdığı yağ yakım ile ilgili küçük bir etmendir.

Bu etmen basit bir gerçektir, kadınlar erkeklere göre çoğunlukla daha küçük ve daha hafiftirler, yine de hedeflerini ve beslenme planlarını erkekler ya da irikıyım kadınlarınkine benzer hazırlayarak hata yaparlar.
Tipik bir örnek sorun: Geçen hafta kardio süresi 45 dakika olmak üzere haftada 4 ağırlık idmanı ve 6 kez kardio yaptığını söyleyen bir kadın okuyucumdan elektronik posta aldım.
Kendisinin 152 cm boyunda 46 kilo ağırlığında olduğunu, zarif bir kadın olmasına rağmen, birkaç kilo yağ fazlalığının olup bunları yakmak istediğini ve kendini pelte gibi hissettiğini söyledi.
Yağ yakımı ile alakalı web sitelerindeki başarı öykülerinden ciddi bir ilham almıştı.
Ancak gözlemlediği kadarıyla, diğer insanlara göre çok daha yavaş şekilde yağ yaktığı için cesareti kırılmaya başlıyordu. Bazı haftalar ölçülerinde hiçbir oynama olmuyordu.
Ona, eğer küçük bir vücudu varsa ihtiyacı olan kalorinin de küçük olacağını söyledim. Daha az kalori ihtiyacınız olduğunda, yağ yakımı için gerekli kalori açığınız(%20 – %30) da irikıyım insanlara göre daha az olacaktır ve bu sebeple diğer kişilere göre daha yavaş yağ yakacaksınız.
Örneğin, 172 boyunda 87 kiloda bir erkeğim ve çok aktifim.
Günlük kalori ihtiyacım 3300 kalorinin %20’si 660 kaloriyi çıkararak benim için optimal yağ yakım aralığı olan 2640 kalori ile kağıt üzerinde haftalık 600 gram yağ yakım aralığını yakalarım.
Günlük 2640 kalori alımı ile ıstırapsız bir şekilde yağ yakımını gerçekleştirebilirim. Eğer 340 kalori kadar günlük kalori alımı düşürmem ya da harcamasını arttırmam haftalık 900 gram yağ yakmam için yeterli olacaktır. Fakat bu durum her halükarda beni açlıktan kıvrandıracak bir diyet olacaktır.
Minik yapılı bir kadın için bu denklem daha farlı olacaktır. 152cm boyunda 46 kilo ağırlığında bir kadının günlük ortalama kalori ihtiyacı 1970 kaloridir yaptığı egzersizler çok yoğun olsa bile. Bunun %20’si 394 kaloriyi çıkartarak optimal kalori alım aralığı olan 1576 kalori ile kağıt üzerinde haftalık 360 gram yağ yakımını yakalamış oluruz.
Eğer daha sert bir diyet istiyorsanız, günlük kalori alımının %30’u 591 kaloriyi çıkartıp 1382 kalorilik bir diyet uygulayabilirsiniz.
Biliyorum bu adil değil, ancak bu demek değildir ki kadınlar istedikleri gibi kuru olamayacaklar. Bunun anlamı ortalama olarak, kadınlar erkeklerden daha yavaş yağ yakar ve aynı zamanda bu durum daha küçük yapılı kadınlarla iri kıyım kadınlar arasında da geçerlidir.
Bu konuda ne yapılabilir?
1 ) Kalıbınıza, ağırlığınıza ve cinsiyetinize uygun bir hedef belirleyin. Minik yapılı bir kadın için haftada 500 gram yağ vermek gerçekçi bir hedef değildir. Aşırı kilolu insanlar ya da erkekler daha kısa sürede bunu verebilirler.
2 ) Platoya girdiğinizi düşündüğünüzde tüm yiyeceklerinizi inceleyip ölçün emin olmak için. Günlük kalori harcamanız düşük seviyedeyse fazla bir hata payı şansınız yoktur. Bir dilim pasta, porsiyon baklava gibi yiyeceklerle %20’lik kalori indiriminizi kapatmış olursunuz.
3 ) Unutmayın ki vücut yağı ile vücut ağırlığı aynı şey değildir. Vücudunuzdaki gelişmeleri değerlendirin.
4 ) Kilonuzu, yağ kütlenizi, kas kütlenizi, yüzde yağ oranınızı içeren bir gelişim tablosu yapın. Vücuttaki su miktarının artışı ve/veya kuru kas kütlesinin artışı vücuttaki yağ kütlesi kaybını maskeleyebilir, bu yüzden tartıda oynama olmasa bile gelişme kaydetmiş olmamız mümkündür. Zaman içerisinde oluşan gelişim gidişatınızla daha fazla ilgili olun.
5 ) Salonda harcadığınız kalori her zaman daha fazla olsun. Uzun süreli kardiolarınızdan 2 ya da 3 tanesini daha yüksek gerilimde yapın ve bu sayede aynı sürede ya da daha az sürede daha fazla kalori harcamış olun. Ağırlık antrenmanlarınızı kompleks egzersizlerle ve kısa süreli dinlenme aralıklarıyla oluşturun, bu sayede vücut geliştirme antrenmanlarında daha fazla kalori harcamış olun.
Haftada 500 gram ya da daha az yağ yakmak size çekilmez derecede yavaş gelebilir, ancak haftada 250 gram bile olsa bu bir gelişmedir. Bunu başarın. Bunu zaman içerisinde devam ettirerek hedefinize ulaşacaksınız.
Learn more »

Yüzme Sporu ve Yüzmenin Faydaları


yüzmenin faydaları

Yüzme deyince akıllara sadece yaz aylarında denize veya havuza serinleme amaçlı girip çıkmak ya da olimpik havuzlarda yüzen profesyonel sporcular gelmemelidir. Doğru yüzme teknikleri ve size uygun bir yüzme antrenmanı programı ile vücut direncinizi, kas gücünüzü ve esnekliğinizi arttırabilirsiniz.

Yapılan araştırmalarda, düzenli yüzme antrenmanı yapan kişilerde kalp krizi geçirme olasılığı düşmekte ve koroner kalp rahatsızlıklarına daha az rastlanmaktadır. Ayrıca yüzme sporu yatay bir pozisyonda yapıldığı için kalp tamamen kan ile dolmakta ve kalbin bir kasılması sonucunda vücuda daha fazla kan pompalanmaktadır. Gebelik döneminde de doktorlar tarafından haftada 3-4 gün yüzme tavsiye edilmektedir. Bu dönemde yüzmek, bel ve sırt ağrılarına iyi gelmekte, kasların güçlenmesini sağlamaktadır. Kalp ve akciğerlere faydalı olduğu için anne ve ve bebek daha bol oksijen almaktadır.

Yüzme sporunda eklemler ve bağlar karada yapılan sporlara göre neredeyse hiç zorlanmamakta, dolayısıyla suda yapılan antrenmanlarda sakatlanma ve yaralanma riski daha azdır. Bu sebeple yüzme sporu kaslarında, eklemlerinde veya iskelet sisteminde rahatsızlığı olan kişilere doktorlar tarafından önerilen tek spor olma özelliği taşımaktadır. Yüzme sporunda yaş ve kilo hiç önemli değildir. Öğrendikten sonra herkesin kolaylıkla ve kendisine zararı olmadan yapabileceği bir spordur. Kilolu kişilerin karada yapacakları spor iskelet ve kas sistemlerini zorlayacağı gibi bu durum suyun yer çekimi kuvvetini büyük oranda azalttığından kişilere zararsız bir antrenman sağlamaktadır.

Yüzme sporu tüm vücudun aynı anda çalıştığı az sayıdaki spor dallarından biridir. Doğru teknikle haftada üç gün 1 saat düzenli yüzen kişiler bir antrenmanda ortalama 500 kalori yatmakta, bununla beraber suyun sürtünme kuvvetine karşı verilen mücadelede özellikle çocuklarda kas gelişimi maksimum seviyeye çıkmaktadır.

Yüzme sporunun insan psikolojisine ve sinir sistemine faydası azımsanmayacak ölçüde büyüktür. Suyun içerisinde hissettiğimiz rahatlama duygusu ve antrenman sonrası salgılanan endorfin hormununun etkisiyle sinirsel ve psikolojik bir rahatlama duygusu sağlamaktadır. Unutulmamalıdır ki, yüzme sporu çok küçük yaşlarda başlanıp ileri yaşlara kadar rahatlıkla yürütülebilen bir spordur.

Kısaca yüzmenin faydalarından bahsedecek olursak:
  • Dayanaıklılık ve esnekliği geliştirir.
  • Kalbi güçlendirir.
  • Dolaşımı düzenler.
  • Selülit ve varis gibi hastalıklara faydalıdır.
  • Stres ve gerilimi azaltır.
  • Kas güçsüzlüklerini tedavi eder.
  • Bel fıtığına karşı en etkili spordur.
  • Sportif amaçla yüzen çocukların gelişim dönemlerinde kendilerine güvenleri artmaktadır.
Learn more »

Tuzun Faydaları ve Zararları


Pek çok kişi için Tuz yemeklerde vazgeçilmez bir tatlandırıcıdır. Tuzun faydaları olduğu kadar zararları olduğu da biliniyor.
Tuzun Faydaları;
Vücuttaki asit ve baz dengesinin korunmasına yardımcı olur.
Çok fazla sıcağa maruz kalan kişiler kas krampları yaşayabilirler. Böyle durumlarda tuzlu su verilerek rahatsızlığı yaşayan kişi tedavi edilir.
Sofra tuzları idrar oluşumuna katkı sağlar.
Tuz besinlerin saklanmasında da kullanılabilir, salamura yapımında faydalanılır.
Tuz yararları kadar zararları ile de dikkat çeken bir maddedir. Fazla kullanımı pek çok rahatsızlığın tetiklenmesine sebep olabilir. Sağlıklı bir beslenme alışkanlığı için tuzun tatlandırıcı etkisine karşı bağımlılığın mümkün olduğunca alt seviyelerde tutulması gerekmektedir. Özellikle tansiyon hastaları tuz kullanımından kaçınmalıdır.
Tuzun Zararları;
Tuz bağımlılık yapmaktadır. Bir kere bol tuzlu besin tüketimine alıştınız mı tuzsuz yemekler çok yavan ve tatsız gelmeye başlar. Tuza karşı bağımlılık çocukluk çağlarından itibaren şekillenmeye başlar. Bu çağlarda oluşan damak tadı tuzlu besinlerin tüketilmesine paralel olarak ileriki yaşlarda tussuz besin tüketemez hale geliriz.
Tuzun fazlası zararlıdır.
Böbreklerimiz vücudun sodyum dengesini sağlamakla yükümlüdür. Böbreklerimiz tuz ile vücudumuza giren sodyumun fazlasını vücuttan atarlar. Aynı şekilde terleme yoluyla da fazla tuzları vücudumuzdan atarız. Fakat böbrekleriniz yeterince iyi çalışmazsa veya alınan tuz miktarı çok fazlaysa vücutta sodyum birikir. Sodyum birikmesi yüzde, ayaklarda ve ellerde şişmeye neden olur. Bu duruma ÖDEM adı verilmektedir.
Tuzun zararları arasında belki de en önemlisi hipertansiyon’a neden olmasıdır. Tuz, kalp ve böbrek hastalıklarının yanı sıra felç geçirmeye de sebep olabilir. Toplumun %30′undan fazlası kan basıncı yönünden sodyuma duyarlı bir yapıya sahip olduğundan ötürü hipertansiyon eğilimi çok yüksektir. Kandaki fazla sodyum birikmesi tansiyonu tetikleyeceği için fazla tuz tüketiminden kaçınmak önemlidir.
Learn more »

Yumurta Faydaları Nelerdir ?

Yumurta dişi hayvanların vücudunda oluşan özel bir hücredir. Yavru hayvanlarda bu yumurtadan gelişerek meydana gelir. Kuş yumurtası, tavuk yumurtası ve balık yumurtası en çok kullanılan yumurta çeşitleri arasındadır. Yumurtaların önemli özelliklerinden biri çoğunun içerisinde yetişen yavruyu beslemek üzere pek çok besin maddesi barındırmasıdır. Bu durum yumurtanın faydaları açısından olumlu etki gösteren faktörlerden biridir. Yumurtaların genel bir özelliği ise sert kabuklardan oluşmasıdır.
Yumurta’nın beslenme alanındaki kullanımı genelde tavuk yumurtasına odaklanmıştır. Protein yönünden çok zengin olan tavuk yumurtası, sarı ve beyaz katmanlardan oluşur. Yumurta beyazı bazı yörelerde yumurta akı olarakta bilinir. A, B, D ve E vitaminleri yönünden de zengin olan yumurta özellikle kahvaltı öğününün vazgeçilmez besin öğelerinden biridir.
Learn more »

Whey Protein Tozu

Protein tozları oldukça geniş bir ürün yelpazesine sahip. Bu kadar çeşitliliğin olması doğru ürün seçimi konusunda kararsızlıkları da beraberinde getiriyor. Çeşitli protein tozu türleri var. Bu yazımızda Whey Proteintozunu inceleyeceğiz. Peynir Altı Suyu olarak da tabir edilen Wheyproteinler özellikle spor ve biraz daha daraltırsak vücut geliştirme yapanlar tarafından tercih ediliyor. Vücut geliştirme de yapılan antrenmanlar kadar doğru ve etkili bir beslenme programı da uygulanması gerekiyor. Aksi halde vücut ve kas gelişimi için beklenen verimi almak daha geniş sürelere yayılıyor ve daha zorlu idmanlar gerektiriyor. Protein tozlarının ortak özelliği çok miktarda protein içeriyor olmasıdır. Fakat her toz beslenme ürünüprotein tozu değildir. Karbonhidrat tozu ve bambaşka pek çok ürün bulunmaktadır. Kilo almak isteyenler için proteinden ziyade karbonhidrat tozları önerilmektedir. Karbonhidrat tozları da bir miktar protein tozu içerir fakat protein odaklı olarak verim alınmak hedefleniyorsa tercihi doğrudan protein tozlarından yana kullanmak gerekiyor.
Protein tozları minimum %70 oranında protein içerir. Piyasadaki ürünlerin büyük bir bölümü %100 Whey Protein Tozu olarak tanıtılsa hatta ürün etiketlerinde büyük puntolarla bu ibareye yer verilse de %100 proteiniçermezler. Burada kastedilen içeriğindeki proteinlerin saf olduğudur. Buna dayanarak %100 protein içeriyormuş en çok proteini bu ürün içeriyor diye düşünerek tercih yapmak sizi yanıltacaktır.
Protein tozlarının fiyatları da ürünün kalitesine, ticari tercihlere ve ürünün miktarına göre değişiklik gösterir. 100 ila 300tl arasında değişen bir fiyat aralığına sahiptir.
Whey Protein’e geçmeden önce protein tozlarını biraz daha tanıyalım.
Neden protein tozu kullanmayız?
Spor yapan kişilerin yapmayanlara oranla daha daha fazla efor harcadığı için paralel olarak protein ve karbonhidrata olan ihtiyacının arttığı yaygın olarak biliniyor. Vücut geliştirme sporunda da bu durum maksimum düzeyde kendini açığa vuruyor. Doğru bir protein tozu beslenmesine paralel doğru bir spor programı ile kısa sürede gelişim göstermek mümkün. Protein takviyesini doğal yollardan sağlamak da mümkün fakat yeterli oranda protein alabilmek için süt, et ve yumurta türünden besinleri çokça tüketmek gerekiyor. Bu besinler protein ile beraber kolesterol ve yağ bakımından da zengin olması dolayısıyla tercih edilmiyor. Bu noktada protein tozları devreye giriyor. Protein tozları beslenme takviyesi olarak kabul edilir. Gerçek öğünlerin yerini tutmaz. Protein veya karbonhidrat tozu kullanıldığı için rutin beslenme alışkanlıklarının azaltılması zararlı olur.
Piyasada geniş bir yelpazeye sahip olan protein tozlarını genel olarak tanıyalım:
Piyasada satılan protein tozlarını sınıflandıralım :
1- Soy protein: Soya bitkisinden üretilir. Yüksek miktarda protein içerir. Bitkisel protein olması sebebiyle proteinlerin biyolojik değeri hayvansal proteinler kadar yüksek değildir ayıca bitkisel proteinlerin sindirimi de daha zordur. Bu sebeple daha çok hayvansal proteinler tercih edilir.
2- Milk & Egg protein (Yumurta ve Süt Proteini): Bileşenini yüksek miktarda yumurta ve süt proteinleri oluşturur. Biyolojik değeri yüksek olan bu proteinler etkili sınıfta yer alsa da daha iyi verim alınabilen proteinler de mevcut.
3- Whey protein (Consantreted): Peynirin mayalanması sırasında peynir altı suyu olarak ta bilinen bir tür atık ortaya çıkar. Bu madde whey protein tozlarının da ham maddesini oluşturur. Bu maddeye yönelik değişik işleme teknikleri vardır. Bu tekniklere bağlı olarak protein tozunun saflık oranı ve kalitesi değişiklik gösterir.
4- Whey protein (Isolated): Biyolojik değer bakımından en yüksek olan protein türüdür. Consantrated olanlara oranla daha fazla filtrelenmiş ve işlenmişlerdir. Isolated whey proteinlerin sindirimi daha hızlı ve kolay gerçekleşir biyolojik değeri dışında tercih edilmesinin önemli sebeplerinden biri de budur. 10 dakika gibi oldukça kısa bir zaman dilimi içerisinde sindirilebilen bu protein türünü antrenmanlardan hemen sonra kullanıldığı takdirde yüksek düzeyde verim alınır. Whey proteinlerin bir diğer özelliği de vücudun kendi başına üretemediği ve dışarıdan alınması gereken bazı temel amino asitler bakımından da zengin olmasıdır. Protein tozu kullanımında kimi zaman oldukça zahmetli hale gelebilen karıştırma işlemi Whey Proteinler için daha basittir. Su veya yağsız sütle kolayca karışabilen bir yapıya sahiptir.
Learn more »

Creatine Kullanımı

Creatine vücuttaki enerji üretimine yardımcı olan bir amino asit türevidir. Kırmızı et, balık gibi besinleri tüketen kişilerin kaslarında bir miktar creatine bulunur. Creatine vücudun yedek jeneratörü olarak tanımlanabilir. Vücudumuzda bulunan ve ATP olarak tanımlanan bir çeşit kimyasal aracılığıyla üretilir. Fakat kimi zaman vücudumuz enerji ihtiyacını karşılamakta yeterli olmaz böyle durumda ekstra bir fosfat kaynağına ihtiyaç duyulur. Böyle durumlarda Creatine devreye girer. Creatine’in bir başka önemli özelliği ise vücuttaki protein üretimine olan katkısıdır. Ayrıca yoğun tempolu bir antrenman sonrası protein yakımını da azaltarak protein ürünlerinden alınan verimi artırır.
Creatine kullanan kişilerde kısa sürede yoğun bir kütle artışı görülebilir fakat çoğu zaman bu artış yanıltıcıdır ve creatine kullanımı bırakıldıktan kısa bir süre sonra etkisi kaybolur. Bu durumun sebebi creatine’in kas hücrelerinde su birikimi sağlamasıdır. Bu yönüyle kaslarda hızlı bir gelişim ve şişme görülür. Maksimum seviyede efor harcanan durumlarda 6 ila 8 saniye süresince ATP harcama oranı zirveye çıkar. Böyle durumlarda creatine devreye girerek etkisini gösterir. Ani kuvvet kullanımı ve hıza dayalı alanlarda örneğin güreş, boks ve kısa mesafe koşuları gibi sporlar ve vücut geliştirme de ağırlık kaldırma aşamalarında creatine kullanımı etkilidir.
Creatine Zararlı Mı?
Creatine’in kanıtlanmış olan herhangi bir zararı yoktur. Bu konuda pek çok araştırma ve deney yapılmış olmasına karşın olumsuz etkilerine yönelik bir bulgu olmamıştır. Fakat doğru bir biçimde kullanılmadığı takdirde etkisini göstermeyeceği bilinmektedir.
Kimler Creatine Kullanmalı
Creatine kullanımı daha çok yoğun kuvvet veya hız gerektiren spor veya aktiviteler için tercih edilir. Ağırlık kaldırma, koşu veya boks, karate gibi sporlar ile meşgul olanlar creatine kullanılımına ağırlık verir.
Doğal beslenme şekliyle günlük creatine alımı 1 gram kadardır. Balık ve kırmızı et tüketimi fazla olan kişilerde günlük creatine alım miktarı biraz daha fazla olur. Bu oran günlük ihtiyacın altındadır. Bu sebeple yoğun antrenman yapan kişiler dışarıdan creatine takviyesine ihtiyaç duyabilirler.
Learn more »

Sütün Faydaları

Yeryüzündeki bütün memeli hayvanların dünyaya geldiklerinde ilk gıdası olan süt, bu aşamada uzunca bir süre başka bir gıdaya ihtiyaç duymaksızın tek başına besleyici özelliğe sahiptir. Sütün faydalarını anlamak için bebekler için anne sütünün önemini incelemek dahi yeterlidir. Koyu sulu, rengi beyaz, biraz tatlımsı dişilerin memelerinde oluşan önemli bir gıdadır.
Sütün içinde vücudumuza lazım olan birçok şey vardır. Süt bu özelliğiyle oldukça önemli ve faydalı bir besindir. Ağırlıklı olarak koyun, keçi, inek ve manda sütünü tüketiriz. Bu sütleri içerek tüketmemizin yanı sıra, tereyağı, peyniryoğurt, kaymak, krema ve sütlü tatlı yapımında kullanırız. Süt oldukça çabuk bozulan bir gıdadır. Bu nedenle çok çabuk mikrop üreten sütü iyice kaynatarak kullanmalıyız. Sütü kaynatırken şuna dikkat etmeliyiz, sütün kaynamaya başladığı zamanki derecesi 70-80 derecedir. Mikroplar ise 100 derecede etkisini kaybeder bunun için yapmamız gereken şey kaynamaya başlayan sütün üzerinde oluşan kaymağı delerek kısık ateşte 5-10 dakika daha kaynatmaktır.
Learn more »

Balığın Faydaları

Balık, denizlerde, göllerde, nehirlerde, derelerde balık üretim havuzlarında yaşayan vücudumuz için gerekli olan, içinde protein, yağ, fosfor, kalsiyum, klor, iyot ve ayrıca A, B ve P vitaminleri bulunan oldukça gerekli bir besindir. Denizlerde yaşayan balıklar tatlı suda yaşayanlara oranla daha lezzetlidir. Bütün balıklar farklı mevsimlerde türlerine göre daha yağlanırlar. Balıklar genellikle sonbahar ve kış mevsiminde daha çok yağlı olurlar. Genelin aksine sardalya balığı yaz mevsiminde daha çok yağlı olur.
Sindirim sistemimiz açısından beyaz etli ve az yağlı olan balıklar daha iyidir. Balığı ızgarada tavada ve balıkla yapılan birçok yemekte kullanarak tüketiriz. Balık eti çok çabuk bozulur bu nedenle tazesini almaya özen göstermeliyiz. Balık çocuklar ve nekahat dönemindeki hastalar için de oldukça değerli bir besindir. Çok sayıda türü ve iyi bir protein kaynağı olan balığı mümkün olduğunca fazla tüketmeliyiz.
Learn more »

Öksürüğe İyi Gelen Bitkiler

Özellikle kış aylarında soğuk algınlığına paralel olarak görülen öksürüğe iyi gelen bitkiler arasında en önemli yere sahip olanlarOkaliptusGelincikEbegümeci olarak bilinir.
Öksürük çoğunlukla grip ile birlikte görülür. Grip rahatsızlığında 48 saat kadar istirahat genelde tedavi süreci için yeterli etkiye sahip olur. Eğer bu süreç içerisinde iyileşme görülmez ise doktora görülmekte fayda vardır. Öksürüğü geçirme için bir diğer öneri ise sıcak içecekler tüketerek boğazları yumuşatmaktır. Bu bilgiler sizin için yeterli olmadıysa ÖKSÜRÜĞÜ GEÇİRME konusunda daha kapsamlı olarak inceleyebilirsiniz.
Learn more »

Tansiyon Düşürücü


Tansiyon sözlük anlamı olarak basınç ve gerginlik demektir. Sağlık alanındaki kullanımı gerçek anlamına paraleldir. Sağlık alanında yani TIPTA her insanın bünyesinin farklı olması dolayısıyla kiminin normalleri başkaları için normal olmayabilir. Bu sebepten dolayı normal tansiyon değerleri kişiden kişiye değişse de yaşa bağlı olarak bir takım değişimler söz konusu olsa da sistolik (büyük tansiyon) 120 ile 140 (12 – 14) arası normale yakın kabul edilebilir. Diastolik (küçük tansiyon) ise 70-90 (7-9) arasında kişinin sağlık durumunun risk altında olmadığı anlamına gelebilir.
Kilo artışına paralel olarak kişinin tansiyon riski de artar. Kiloda her %10′luk artış tansiyonu da 7 mmHg oranında artırmaktadır.
Tansiyonu kontrol altına almak için tuz tüketimini sınırlamak çok önemlidir.
Tansiyon düşürücü olarak kullanılan bazı bitkisel yöntemler de vardır.
Örneğin; Sarımsak , alıç çayı, limon ve zeytin yapraklarının tansiyonu düşürücü etkileri bilinir.
Sabah kalktığınızda aç karnına 4-5 adet ceviz yediğiniz takdirde ve bu uygulamayı uzun bir süre devam ettirdiğiniz takdirde tansiyonunuz düşecektir.
Alıç çayı, kalbi güçlendirir ve kan basıncının düzenlenmesine yardım eder. Hiçbir yan etkisi olmaması da cabası. O yüzden günde 1-2 bardak alıç çayını bal yardımıyla hafif tatlandırarak öğün aralarında tüketmeniz faydalı olacaktır.
Learn more »

Mide Ekşimesi


Mide Ekşimesinin Nedenleri Ve Tedavisi
Midede yanma ile beraber ekşime oluşmasının çeşitli nedenleri var. Ama en sık rastlanan mide ekşimesi nedeni yanlış yeme alışkanlıklarıdır. Bozuk gıdalar tüketmek, fazla yemek ve yemekten sonra yatmak hemen herkesin bilerek ya da bilmeyerek yaptığı yanlış yemek alışkanlıkları arasındadır. Hal böyle olunca mide ekşimesine çok sık rastlanması pekte şaşılacak bir durum değil. Aynı zamanda mide ile onikiparmak bağırsağı ülseri, safra kesesinin iltihap kapması, gastrit ve reflü de mide ekşimesine neden olur. Eğer mide ekşimesi yaşanıyorsa alkol kullanmak bunun artmasına sebep olur. Bu nedenle alkol ve alkol içeren gıdalardan uzak durmanızı öneririz.
Mide Ekşimesi Nasıl Önlenir ve Tedavi Edilir?
Mide ekşimesinden kurtulmak için öncelikle yemek alışkanlıkları değiştirilmelidir yoksa yine kendisini gösterir. Bu sebeple fazla yemekten kaçınılmalı, yemek yedikten hemen sonra yatılmamalı ve eğilip kalkılmamalıdır. Yemekleri yavaş ve iyice çiğneyerek yemek mide ekşimesinin oluşmasını engellemekte oldukça etkilidir. Ayrıca çalışırken dinç olmak için sık sık kullanılan kafeinli içecekler kesilmeli, alkol ile asitli içecekler mümkün oldukça içilmemelidir. Bu içecekler dışında aşırı baharat tüketiminden de vazgeçmek yararınıza olacaktır.
Tavsiyelere uyduğunuz sürece mide ekşimeniz düzelir. Eğer düzelmezde sindirim sistemi hastalığı kaynaklı olabilir bu yüzden doktora başvurulmalıdır.
Learn more »

Balık Zehirlenmesi

Yenecek balığın taze olmasına çok dikkat etmek gerektir. Çünkü taze balık, ne derece yararlı, besleyiciyse,
bayatı da o derece tehlikeli olabilir. Buzlukta değil de dışarda suda 2-3 gün kalan balık bayatlar.
Ve de yiyeni zehirleyebilir. Biliyorsunuz, taze balığın gözleri parlak, solungaçları da kırmızı ve ıslaktır. Balık alırken bunlara özellikle dikkat edin. Bayatını tazesinden ayırt edemiyorsanız bir bilene aldırın. Ya da güvendiğiniz bir
balıkçıdan alın balıklarınızı. Zehirleyici mikropların, yediğimiz balık etinde çok sayıda üremiş olmaları, ya da bunların bıraktıkları toksinler, zehirlenmeye sebep olur. Zehirlenme belirtileri, balığı yedikten 2 ila 6 saat sonra ortaya çıkar.
Şiddetli ishal, bulantı, kusma, halsizlik, baş dönmesi, ateş ve karın ağrısı görülür. Ağır, öyle ciddi zehirlenme hallerinde kaslarda kramplar olur, hatta şok durumu bile söz konusu olabilir. Bu durumda yapılması gereken şey, hastaya 24 saat boyunca bol bol su içirmek, tabiî doktor kontrolünde olmak üzere, uygun antibiyotikler, toksinleri
emici ilaçlar vermektir. Kusma ve ishali hemen kesmeye bakmayın sakın. Zira bu yolla, toksinler vücuttan dışarı atılmaktadır. Elbette, hemen bir doktora başvurmak yapılacak en iyi şeydir.
Learn more »

Diş Beyazlatma Teknikleri


Bakımlı, temiz ve beyaz dişler ile birçok konuda avantaj elde edersiniz. Çünkü etrafınızdan sakladığınız sarı dişleriniz olmazsa rahatça gülebilirsiniz bu da kendinize olan güveninizi arttırır. Kendinize olan güveninizin artması sonucunda iş görüşmesi gibi durumlarda daha fazla şans elde edersiniz. Peki dişlerinizi nasıl daha beyaz yapabilirsiniz? Diş beyazlatma tekniklerinelerdir?
Diş beyazlatma yöntemlerinden önce dilerseniz sararma sebeplerine kısaca değinelim. Diş sararmasına gün içinde yediğiniz veya içtiğiniz birçok şey sebep olabilir. Özellikle çay, kahveve sigara kullanmak dişlerinizin hızlıca sapsarı bir renk almasına neden olur. Eğer sizde böyle bir durumla karşı karşıyaysanız, sarı dişleriniz yüzünden rahatça gülemiyor ve geriliyorsanız artık beyazlatma zamanı gelmiş demektir. Diş beyazlatmak için çeşitli yöntemler vardır. Biz ilk olarak doğal yöntemleri anlatacağız. Çünkü her zaman önce doğal yöntemlerin denenmesi gerekir. Eğer doğal yöntemler işe yaramazsa diğer teknikler uygulanmalıdır.
Doğal olarak beyaz dişlere kavuşmanın en kolay yolu dişteki bakterilerden kurtulmaktır. Bunun en iyi yolu düzenli olarak dişlerin fırçalanmasıdır. Ayrıca diş beyazlamasına destek olması açısından bitkilere de başvurulabilir. Bütün aktarda bulabileceğiniz çeşitli bitkiler daha beyaz dişlere sahip olmanıza yardımcı olacaktır. Çilek tüketimi sararan dişlerin beyazlamasına yardımcı olur. Ayrıca olgun bir çileğe diş fırçanızı batırıp o şekilde dişlerinizi fırçalamanızda yardımcı olacaktır. Dilerseniz bir tatlı kaşığı adaçayı ile bir çay kaşığı karbonat karışımı hazırlayabilir ve bununla dişlerinizi fırçalayarak beyazlama sürecine olumlu bir katkı sağlayabiliriniz. Ama unutmayın ki fazla karbonhidrat kullanımı dişlere zarar verir.
Doğal yöntemleri uyguladığınız halde dişleriniz hala beyazlamadı ise ya da beyazlama süreci için uzun bir zamanınız yoksa son yenilikleri tercih edebilirsiniz. Çeşitli yöntemler kullanılarak hidrojen peroksit ve benzer maddelerin diş tabakasına gönderilmesi sağlanır. Böylece dişlerde hızlı bir beyazlama görülür. Bu işlem iki farklı şekilde uygulanmaktadır.
Evde Diş Beyazlatma
1- Evde Diş beyazlatma yöntemi: Home Bleaching olarak bilinen bu beyazlatma yönteminde hekiminiz diş ölçülerini alıp size özel yumuşak ve şeffaf bir plak hazırlayarak bunu bir jel ile beraber verir. Bleaching maddesi olan bu jel hazırlanan plak yardımı ile dişlere uygulanır. Bu işlem günlük 2-8 saat arasında yapılmalıdır. Önerilen plağın gece takılmasıdır. Ayrıca her 7 ya da 15 günde bir hekiminize kontrol için gitmelisiniz. Dişler beyazlayana kadar bu yöntem uygulamaya devam eder.
2- Diş hekimi tarafından yapılan işlem: Diş hekiminizin muayenehanede uyguladığı bu yöntem Office Bleaching olarak adlandırılır. İlk işleme göre daha kolaydır. Diş hekiminiz tarafından çeşitli ışınlar ve kimyasallar dişlerinize uygulanarak 2-3 seans sonra diş beyazlaması sağlanır.
Learn more »

Karbonhidrat Nedir – Karbonhidrat Tozu, Sporcu Besinleri


Vücudun ihtiyaçlarını karşılayacak kadar yeterli ve dengeli bir beslenme programı, sporcunun başarısını artıran temeli sağlar. Yetersiz beslenme, sporculara çoğu zaman performans düşüşü yaşatır. İyi beslenen sporcuların, kötü beslenenlere oranla bir takım avantajları vardır. Bu avantajların başında; performansın yükselmesi ile büyüme hızı ve gelişiminin beklenen düzeyde ilerlemesi gelmektedir.
Her sporcu antrenman, müsabaka veya gün içerisinde yapılan egzersizler sırasında kullandığı enerjinin önemli bir kısmını karbonhidratlar ile sağlamaktadır. Karbonhidrat ihtiyacını yediğimiz besinlerden sağlarız.Hamurlu besinlerde karbonhidrat miktarı yüksektir. Günlük beslenme yoluyla alınan karbonhidrat, sporcunun ihtiyaçlarına yeterli cevabı veremediğinde karbonhidrat tozu kullanılabilir.
Karbonhidratlar vücudumuzda glikojen olarak depo edilir. Glikojenler, yoğun antrenmanlarda yakılarak enerjiye dönüştürülür. Vücudun antrenman esnasındaki enerjisini sağlayan glikojenler bu süreçte kan şekerinin de dengede tutulmasına yardımcı olur.
Vücut Geliştirme gibi kasa dayalı sporlarda karbonhidratların önemi biraz daha artar. Kaslarımızda ve karaciğerde glikojen depoları yer alır. Antrenman yaparken bu depolar yakılmaya ve bu yolla vücudun ihtiyaç duyduğu enerji sağlanmaya başlanır. Özellikle antrenman sonrasında yapılan beslenmenin karbonhidrat ve protein yönünden zengin olması önemlidir. Antrenman sonrası dönem; kas yapılanması ve onarımına en çok ihtiyaç duyulan evredir.
Sıradan bir insanın açlık sırasında, karaciğerinde depolanan glikojen miktarı yaklaşık olarak 60 g kadardır. İyi beslenilen bir öğün sonrası bu değer 100 ila 120 grama kadar ulaşabilir. Kaslarımızda bulunan glikojen deposu ise bundan çok daha geniş kütle sağlar. 70 kg ağırlığındaki sıradan bir insanın kaslarında depolanan glikojen miktarı 200 ile 500 gram aralığında değişen bir orana sahip olur.
Learn more »

Kilo Vermek İçin Öneriler


Kilolu insanların hep daha iyi bir görüntüye kavuşmak istemesini, çevresinden aldığı olumsuz yorumlara ve kendini hiç bir zaman iyi hissetmemesine bağlamalıyız. Çünkü bu gibi durumlar, insanın canını oldukça sıkacağı için, psikolojik olarak kilolu bir insan sıkıntıya girebilir. Fakat kilo vermek aslında o kadar da zor bir şey değildir.. Bu yazımızda sizlere madde madde kilo verme hakkında yapmanız ve yapmamanız gerekenleri sıralayacağız.. Uyguladığınız takdirde kesinlikle bu yaz olmasa bile önümüzdeki yaz ayına kilo vermiş olarak çıkabilirsiniz.. Birçok yerde uygulanan diyetler ve spor programları, hiç bir işe yaramaz sanıyorsunuz öyle değil mi? Doğru. Çoğu zaman işe yaramazlar. :) O halde alttaki yazdıklarımızı madde madde okuyarak en sağlıklı kilo verme şeklini öğrenin..
  • Öncelikle kendinize bir günlük program çıkarmalısınız. Çalışma saatlerini, boş kaldığınız saatleri iyi ayarlayarak kendinizi, zayıflamaya motive etmelisiniz.
  • Hızlı kilo vermek için çevrenizde, internette satılan her zayıflama ürününe güvenmeyin. Belgeleri olmayan ürünleri almayan. En büyük hatayı burada yaparsınız.
  • Patates kızartması, et ürünleri (balık hariç), cips, kola, çikolata ve yağlı, bol karbonhidratlı yiyecekleri öncelikle hayatınızdan çıkararak başlayacaksınız. Eğer boğazınıza “dur” demezseniz çok zor olur zayıflamak.. Canınız çok isterse çok çok az bir miktar, tadabilirsiniz.
  • Öğünlerinize dikkat etmelisiniz. Gününüzü 6 öğüne bölün. 6 öğünde, normal 3 öğünümüzün arasına meyveli öğünleri sıkıştırarak kendimizi tok tutabilir, her öğünde azar azar yiyerek kilo verebiliriz. Yemekleri yağsız yapmaya özen göstermelisiniz.
  • Soğuk sudan uzak durun! Yaz aylarının gelmesiyle insanlar sıcaktan bunaldığında hemen soğuk suya koşarlar. Fakat bu suyun soğuk olması, kilolu insanlar için risktir! Çünkü vücuttaki yağları dondurur soğuk su. Bu yüzden ılık su içmekte veya buzlu suyu bekletmeden içmek en faydalısıdır.
  • Günde sadece ve sadece 20-30 dakika yürüyün. Eğer yoğun bir çalışma temponuz yoksa, günü evde geçiriyorsanız, komşuya kadar, akrabalarınıza kadar veya markete, pazara, alışverişe gidebilirsiniz. Adımlarınızı büyük ve tempolu atarsanız, kilo vermeniz oldukça kolaylaşacaktır. Ayrıca evinizde günlük olarak 100 mekik çekmeye çalışın. Göbek eritmede bir numaradır!
  • Günde en az 1,5 litre su içmeye özen gösterin. Su, vücuttaki zararlı toksinlerin atılmasını sağlayacağı için kilo vermek için önemli bir yere sahiptir..
  • Yeşil çay için. Günde en az 1 en fazla 3 fincan olmak üzere yeşil çay, bağırsakları çalıştırır ve hızlı, sağlıklı biçimde kilo vermenizi sağlar. Bu arada.. Çaylarınızı içerken sakın şeker atmayın. Eğer tadı kötü geliyorsa eczaneden tatlandırıcı alarak 1′er tane atabilirsiniz çayınıza. Onun da fazlası olmayacak!
  • Sabah kahvaltılarını çoğumuz atlarız. Canımız bir şey istemez veya midemiz bulanır.. Fakat sabah kahvaltısı, güzel bir gün için çok önemlidir. Sabah kahvaltısını atlayıp, öğlenleri yemeğe saldırmak ve tıka basa yemek, kötü bir alışkanlıktır.
  • Yemekleriniz eğer 20 dakikada bitmesi gerekirken 5-10 dakika gibi sürelerde bitiyorsa ters giden bir şeyler vardır. Yoksa? Lokmaları çiğnemeden mi yutuyorsunuz? Çorbalar dışında ana menümüzdeki yemeklerin hepsini, -pilav dahildir buna- iyice çiğnedikten sonra yutmalıyız. Çabuk yemek yemek oldukça zararlıdır. Çünkü boğazdan geçen lokmalar, iyi öğütülemezse vücut tarafında n olduğu gibi depolanır. Bu da vücudun şişkinlik yapmasını sağlar.
  • Sık sık tartılın.. Sık sık tartılmalısınız kilo verme sürecinde. Bu süreci iyi takip etmek sizi pozitif yönde motive edeceği için kilo kaybınızı izleyerek tabir-i caizse gaza getirin kendinizi.. Fakat bunu; “Kilo verdim, artık istediğimi yiyebilirim.” gibi düşünmeyin sakın. Hata edersiniz.
  • Akşam yemeklerinizi iyi ayarlayın. Akşamları genellikle gece hayatı, gece sporu olmayan insanlar için oldukça risklidir. Bu öğünde yemeği az yiyerek ve kalori miktarları düşük besinler tüketerek akşam yemeğini atlatmaya çalışın. Geceleri ise sakın bir şey yemeyin.
  • Geceleri yatarken su içmek insanı şişirir. Bunun için yatmadan en az 15-20 dakika önce su içilmelidir ve suyun vücuda karışması beklenmelidir.
Ve 2-3 hafta gibi bir sürede kilo kaybı yaşadığınızı göreceksiniz. Belki de daha az bir sürede. Hayatınıza yön vermek sizin elinizde. Bir tarafta bol kalorili yiyecekler ve kilolu bir hayat, diğer tarafta ise sağlıklı, meyve ve sebzelerden oluşan güzel ve fit bir hayat..  Gerçekten kilo vermek istiyor musunuz? Tercih sizin..
Learn more »

Saç Dökülmesinin Sebepleri


Çevremizde birçok insanın saç dökülmesinden dolayı çeşitli arayışlara geçtiğini gözlemleriz. Buldukları yöntemler; erkekler için saçı kazıtmak veya çok kısa olacak şekle getirmek, kadınlar için ise; saçın kırıklarını aldırarak saçı normal bir boyuta getirmek ve uzun saçtan kurtulmaktır.
Fakat saçlar, özgür olmak ister. Vücudumuzun belki de dışarıdan görünüş için en önemli unsuru olan saçlarımıza iyi bakabiliyor muyuz acaba? Sizlere bu yazımızda saç dökülmelerinin önüne geçmeniz için bir takım şeylerden bahsedeceğiz.
Normal bir insanın saçlarının günde 50 ile 100 tel arasında dökülmesi, tıbbi yönden, doğal olarak tanımlanır. Yani hiç bir sakınca yoktur. Çünkü saç, kısırdöngü içinde hareket ettiği için saçların %90′ı uzarken, %10′luk kısmı bekler ve dinlenir, daha sonra %90′lık kısım dökülmeye başlayınca %10′luk küçük bir kısım uzamaya başlar. Bu yüzden saçı uzun olan kişilerin saçlarının döküldüğünü görürüz.
1- Saçlarınızı her gün yıkıyorsanız bundan vazgeçin. Saç köklerinizin zayıflamasında en önemli etken yağlanmadır. Yağlanan saç kolay kırılır ve dökülür. Her gün yıkanan saç çok çabuk yağlanacağı için dökülme hızlanır.
2- Bir erkek eğer saçını uzatıyorsa gerekli bakımlarını mutlaka yaptırmalıdır. Saçın yağlanma oranı erkekler için daha fazladır ve erkeklerde uzayan saç daha çabuk dökülür. Kadınlarda da durum pek farklı değildir fakat erkekler için özellikle dikkat edilmesi gereklidir.
3- Saçlarınıza göre şampuan seçimi yapmalısınız. Düz saçlar için, dalgalı saçlar için, ince veya kalın telli saçlarınız için en iyi şampuan seçimini yapacak olan yine sizlersiniz. Bu yüzden doğru şampuan ve saç kremini seçerek saç dökülmesini durdurabilirsiniz.
4- Genetik saç problemleri. En sık rastlanan sorunlardan bir tanesidir. Bir erkeğin, babasında saç yoksa kendi saçları da dökülür ve zamanla kelleşme ortaya çıkar. Aynı şekilde kadının saçları dökülüyorsa, bu genetik olarak kızına da geçer ve saçlar zamanla dökülür. Tabii ki kelleşme sorunu olmaz fakat fazla miktarda dökülme olur.
5- Jöle, briyantin, wax, saç spreyi gibi kimyasal saç bakım ürünleri, saçların kolay yağlanıp dökülmesini ve saç köklerinin güçsüzleşmesini sağlar. Onun için bu kimyasal ürünlerden kesinlikle uzak durmalısınız. Eğer muhakkak kullanmanız gerekiyorsa o gün için, saçınızı kullandığınız günün akşamında mutlaka yıkamalısınız.
Learn more »